İnfaz Aşaması Nedir?
Bir kişi hakkında verilen mahkûmiyet kararı kesinleştiğinde ve verilen ceza fiilen uygulanmaya başladığında infaz aşamasına geçilir.
Bu durum genellikle;
- İstinaf sürecinin tamamlanması,
- Temyiz sürecinin tamamlanması,
- Karara süresi içinde itiraz edilmemesi,
- Mahkûmiyet kararının kesinleşmesi
sonrasında ortaya çıkar.
Kişi cezaevine girmiş olabilir veya dosyanın durumuna göre denetimli serbestlik süreci başlamış olabilir.
Bu aşamada dosya artık ilk derece mahkemesinde devam eden bir yargılama niteliğinde değildir. Verilmiş olan kararın uygulanması söz konusudur.
Ancak IBAN kullandırma nedeniyle verilen mahkûmiyetler bakımından yeni düzenlemenin ortaya çıkması, infaz aşamasındaki kişiler açısından da dosyanın yeniden değerlendirilmesini gündeme getirebilir.
Cezaevindeyseniz Yeni Düzenleme Sizi İlgilendiriyor Olabilir mi?
Evet, bazı durumlarda infaz aşamasındaki hükümlüler açısından da yeni düzenlemenin sonuçları gündeme gelebilir.
Özellikle;
- Katkınızın hesap veya ödeme aracını kullandırmakla sınırlı olması,
- Daha önce mağdur zararının giderilmesi nedeniyle bir indirimden yararlanmamış olmanız,
- Dosyanızın yeni düzenlemenin kapsamına girmesi
hâlinde, mağdur zararının giderilmesi üzerinden ayrıca bir indirim imkânının değerlendirilmesi söz konusu olabilir.
Burada önemli olan, “cezaevindeyim, artık yapılabilecek hiçbir şey yok” şeklinde düşünmemektir.
Dosyanın hangi suçtan kesinleştiği, kişinin dosyadaki rolü, daha önce hangi indirimlerden yararlanıldığı ve mağdur zararının giderilip giderilmediği birlikte değerlendirilmelidir.
6 Aylık Süre Nedir?
Taslakta belirtilen sisteme göre, uygun görülen hükümlülere yetkili mahkeme tarafından resmî bir bildirim yapılması ve bu bildirimin kişiye ulaşmasından itibaren 6 aylık bir süre içinde gerekli işlemlerin gerçekleştirilmesi öngörülmektedir.
Buradaki en önemli nokta şudur:
6 aylık süre, herkes için aynı tarihte başlamaz.
Süre bakımından esas alınması gereken tarih, dosyanın ve kişiye yapılan bildirimin somut durumuna göre belirlenmelidir.
Bu nedenle yalnızca kanunun yürürlüğe girdiği tarihe bakarak “6 ayım şu tarihte bitiyor” şeklinde bir hesap yapmak doğru olmayabilir.
İhtarın ne zaman yapıldığı ve sürenin hangi tarihten itibaren hesaplandığı ayrıca kontrol edilmelidir.
Bu Süre Kendiliğinden mi Başlıyor?
Hayır.
Taslak metindeki anlatıma göre süreç, uygun görülen hükümlülere yapılacak resmî bildirimle bağlantılı olarak ilerliyor.
Bu nedenle dosyanızın kapsama girdiğini düşünüyorsanız ancak size herhangi bir bildirim ulaşmadıysa, yalnızca beklemek yerine dosyanın durumunun araştırılması önem taşıyor.
Avukatınız aracılığıyla;
- Dosyanın yeni düzenleme kapsamında olup olmadığı,
- İnfaz dosyasındaki mevcut durum,
- Herhangi bir bildirim yapılıp yapılmadığı,
- Zarar giderme sürecinin nasıl yürütüleceği
konuları ilgili merciler nezdinde incelenebilir.
6 Ay İçinde Ne Yapılması Gerekiyor?
Buradaki temel konu mağdurun zararının giderilmesi.
Taslakta, özellikle daha önce zarar giderme nedeniyle bir indirimden yararlanmamış ve katkısı hesap kullandırmakla sınırlı olan kişiler bakımından, zararın tamamen giderilmesinin ayrıca bir indirim imkânı doğurabileceği belirtiliyor.
Bu nedenle 6 aylık süre içerisinde yapılması gerekenler genel olarak şu şekilde planlanabilir:
1. Zararın miktarını belirleyin
Öncelikle dosyada bulunan mağdur veya mağdurların zararının ne kadar olduğu belirlenmelidir.
Birden fazla mağdur bulunuyorsa, her bir mağdur açısından zarar ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
2. Ödeme planını oluşturun
Zararın tamamını tek seferde karşılamak mümkün değilse, mevcut imkânlar değerlendirilerek bir ödeme planı oluşturulabilir.
Bu noktada aile bireylerinin maddi desteği de sürecin yönetilmesinde önem taşıyabilir.
3. Ödemeleri belgelendirin
Yapılan her ödeme mutlaka belgelenmelidir.
Özellikle;
- Banka dekontları,
- İbraname,
- Sulh tutanağı,
- Ödeme belgeleri
gibi belgeler muhafaza edilmelidir.
Sözlü anlaşmalara dayanmak yerine, yapılan işlemlerin yazılı ve belgeli şekilde ortaya konulması önemlidir.
4. Belgeleri son güne bırakmayın
Belgelerin hazırlanması ve dosyaya sunulması için de zaman gerekebilir.
Bu nedenle 6 aylık sürenin son haftasını beklemek yerine işlemlerin mümkün olduğunca erken tamamlanması gerekir.
Mağdurun Zararı Tamamen mi Giderilmeli?
Taslak metinde özellikle kısmi ödemenin yeterli olmadığı, zararın tamamen giderilmesi gerektiği belirtiliyor.
Bu nedenle yalnızca bir miktar ödeme yapılmış olması, tek başına sürecin tamamlandığı anlamına gelmeyebilir.
Özellikle birden fazla mağdur bulunan dosyalarda;
- Kaç mağdur olduğu,
- Her bir mağdurun zararı,
- Daha önce yapılmış ödemeler,
- Kalan zarar miktarı
ayrıntılı şekilde hesaplanmalıdır.
Yeni Yarı Oranındaki İndirim ile Zarar Giderme İndirimi Birlikte Uygulanabilir mi?
Taslakta, belirli şartları taşıyan kişiler bakımından yeni getirilen yarı oranındaki indirim ile zararın giderilmesine bağlı ayrı bir indirimin art arda uygulanabilmesinin mümkün olabileceği belirtiliyor.
Ancak bunun otomatik olarak her dosyada uygulanacağı söylenemez.
Çünkü her dosyada;
- Suçun niteliği,
- Hükümlünün dosyadaki rolü,
- Daha önce uygulanan indirimler,
- Mağdur zararının durumu,
- Kararın kesinleşme şekli,
- İnfaz aşamasındaki mevcut durum
ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Bu nedenle “6 ay içinde ödeme yaparsam cezam kesin olarak şu kadar azalır” şeklinde genel bir hesap yapılması doğru değildir.
Bildirim Size Ulaşmadıysa Ne Yapabilirsiniz?
Dosyanızın yeni düzenleme kapsamında olduğunu düşünüyor ancak herhangi bir resmî bildirim almadıysanız, taslakta pasif şekilde beklemek yerine dosyanın bulunduğu mercilerden durumun araştırılması öneriliyor.
Avukatınız aracılığıyla;
- Dosyanın kapsamda olup olmadığı,
- İnfaz dosyasındaki güncel durum,
- Bildirim yapılıp yapılmadığı,
- Zarar miktarının ne olduğu,
- Ödeme ve belge sunma sürecinin nasıl yürütüleceği
araştırılabilir.
Hükümlü Yakınları Ne Yapabilir?
Bu süreç yalnızca cezaevindeki hükümlü açısından değil, hükümlünün yakınları açısından da önemli olabilir.
Çünkü zarar giderme sürecinde;
- Maddi destek sağlanması,
- Mağdurlara ilişkin bilgilerin toplanması,
- Banka dekontlarının saklanması,
- Gerekli belgelerin hazırlanması,
- Avukatla düzenli iletişim kurulması
gibi konularda yakınların desteği gerekebilir.
Özellikle 6 aylık sürenin söz konusu olduğu durumlarda, işlemlerin son dakikaya bırakılmaması önemlidir.
6 Aylık Süreyi Nasıl Planlayabilirsiniz?
Pratik olarak süreci dört aşamaya ayırabilirsiniz:
İlk Hafta
Dosyayı ve zararı netleştirin.
- Dosyanın kesinleşme durumunu öğrenin.
- İnfaz aşamasında olup olmadığınızı belirleyin.
- Mağdur veya mağdurların zarar miktarını tespit edin.
İlk Ay
Ödeme planını oluşturun.
- Zarar miktarını kesinleştirin.
- Ödeme imkânlarını değerlendirin.
- Gerekiyorsa aile desteğini organize edin.
Süreç Boyunca
Her işlemi belgeleyin.
- Banka dekontlarını saklayın.
- Yapılan anlaşmaları yazılı hâle getirin.
- İbraname veya sulh belgelerini muhafaza edin.
Son Aya Bırakmadan
Belgeleri dosyaya sunulmak üzere hazırlayın.
Belgelerin hazırlanması ve ilgili mercilere ulaştırılması için gerekli zamanı hesaba katın.
Sonuç: Cezaevinde Olmanız Dosyanızın Artık Değerlendirilemeyeceği Anlamına Gelmez
IBAN kullandırma nedeniyle kesinleşmiş bir mahkûmiyetiniz bulunuyor ve cezanız infaz ediliyorsa, yeni düzenleme kapsamında dosyanızın ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir.
Özellikle;
- Katkınızın hesap veya ödeme aracını kullandırmakla sınırlı olup olmadığı,
- Hangi suçtan mahkûm olduğunuz,
- Daha önce hangi indirimlerden yararlandığınız,
- Mağdur zararının giderilip giderilmediği,
- Size resmî bildirim yapılıp yapılmadığı,
- 6 aylık sürenin hangi tarihte başladığı
birlikte incelenmelidir.
Burada en önemli konu, 6 aylık sürenin her dosya açısından somut şekilde hesaplanmasıdır.
Dosyanızın bu kapsama girdiğini düşünüyorsanız, ihtar tarihini ve infaz dosyanızdaki mevcut durumu gecikmeden kontrol etmeniz gerekir.
Bu bilgiler genel bir yol haritası sunmaktadır. Her hükümlünün ihtar tarihi, dosya durumu ve süre hesabı farklı olabilir.
Dolandırıcılığı organize eden veya mağduru kandıran kişi ile yalnızca banka hesabını veya ödeme aracını kullandıran kişinin aynı şekilde cezalandırılmaması.
Ekli makalenin temelinde de bu nokta yer alıyor: düzenlemenin ortaya çıkışındaki ana tartışma, suçun asli failleri ile yalnızca hesap kullandırmakla sınırlı katkıda bulunan kişilerin aynı ceza rejimine tabi tutulmasının ölçülü olup olmadığı sorusuydu.
Düzenlemenin Arkasındaki Temel Gerekçe Neydi?
Düzenlemenin temelinde kusur ve haksızlık içeriği ile ceza arasındaki orantının sağlanması düşüncesi bulunuyor.
Örneğin bir dolandırıcılık organizasyonunu kuran kişi;
- mağdurlarla iletişim kurabilir,
- sahte yatırım veya satış senaryosu oluşturabilir,
- para transferlerini yönlendirebilir,
- elde edilen paranın dağıtımını organize edebilir.
Buna karşılık başka bir kişinin eylemi yalnızca kendi banka hesabını veya gerekli hesap bilgilerini vermekle sınırlı kalabilir.
TBMM'deki görüşmelerde, bu iki farklı rolün ceza bakımından aynı ağırlıkta değerlendirilmemesi gerektiği açıkça ifade edildi.
Bu nedenle yeni düzenleme, hesap kullandırmayı tamamen suç olmaktan çıkarmak yerine, belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde cezada özel bir indirim mekanizması oluşturdu.
IBAN Kullandırma Ayrı Bir Suç Hâline Getirildi mi?
Hayır.
Bu nokta özellikle önemlidir.
IBAN kullandırma fiili için tamamen ayrı ve bağımsız, daha hafif bir suç tipi oluşturulmadı.
Bunun yerine TCK'nın 158. maddesine eklenen düzenlemeyle, belirli şartları taşıyan iştirak hâlleri bakımından cezanın yarı oranında indirilmesi kabul edildi.
Dolayısıyla:
“IBAN kullandırmak artık suç değil.”
şeklindeki bir yorum doğru değildir.
Aynı şekilde:
“IBAN kullandıran herkesin cezası otomatik olarak yarıya iner.”
demek de doğru değildir.
Düzenlemenin uygulanabilmesi için kanunda belirtilen şartların somut olayda gerçekleşmesi gerekir.
Bağımsız Bir Suç Tipi Önerisi Neden Önemliydi?
Komisyon sürecinde tartışılan alternatiflerden biri, IBAN kullandırma fiilinin dolandırıcılık suçundan ayrılarak daha düşük ceza öngören bağımsız bir suç tipi olarak düzenlenmesiydi.
Ancak bu yaklaşım kabul edilmedi.
Bunun yerine mevcut dolandırıcılık sistemi korundu ve belirli bir iştirak biçimi için özel bir ceza indirimi getirildi.
Bu ayrım uygulamada son derece önemlidir.
Çünkü bugün dosyası bulunan bir kişinin değerlendirilmesi gereken temel meselelerden biri:
“Benim eylemim yeni düzenlemede belirtilen sınırlı iştirak kapsamında mı?”
sorusudur.
Yeni Düzenlemenin Bugünkü Hâli Ne Diyor?
Yürürlükteki düzenlemeye göre, dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçuna iştirakin;
- kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla,
- banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını,
- banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçları
başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması hâlinde cezada yarı oranında indirim uygulanıyor.
Buradaki en önemli ifade:
“Fiilin bununla sınırlı olmasıdır.”
Yani yalnızca hesap veya gerekli bilgilerin verilmesi ile bunun yanında gerçekleştirilen başka eylemler arasında hukuki açıdan önemli bir fark bulunabilir.
Hesabını Veren Herkes Yararlanabilir mi?
Hayır.
Düzenlemenin uygulanması otomatik değildir.
Örneğin hesabını veren kişinin;
- parayı bizzat çekmesi,
- parayı başka bir kişiye teslim etmesi,
- mağdurla iletişim kurması,
- dolandırıcılık organizasyonunda başka görevler üstlenmesi,
- para transferlerini yönlendirmesi
gibi ek eylemlerinin bulunması hâlinde, olayın yeni düzenlemenin kapsamına girip girmediği ayrıca değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla yalnızca:
“Ben hesabımı verdim.”
demek tek başına yeterli değildir.
Dosyanın tamamındaki deliller ve kişinin gerçek rolü incelenmelidir.
Bu Düzenleme Bir Af mı?
Hayır.
- Yargı Paketi kapsamında getirilen IBAN düzenlemesi bir genel af veya özel af düzenlemesi değildir.
Düzenleme, belirli şartları taşıyan iştirak hâllerinde ceza miktarını azaltan özel bir hüküm niteliğindedir. Adalet Bakanlığı da düzenlemeyi, yalnızca hesabını kullandırmak suretiyle dolandırıcılık suçuna iştirak eden kişiler bakımından yarı oranında indirim sağlayan bir düzenleme olarak açıklamıştır.
Bu nedenle:
“Kanun çıktı, herkesin cezası yarıya indi.”
şeklinde bir sonuç çıkarılamaz.
Her dosya kendi delilleri üzerinden değerlendirilmelidir.
Düzenlemenin Meclis'ten Geçmesi Ne Zaman Gerçekleşti?
Komisyon aşamasında eklenen düzenleme daha sonra Genel Kurul görüşmelerine taşındı.
Genel Kurul'da kabul edilmesinin ardından 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun yayımlandı ve yürürlüğe girdi.
Adalet Bakanlığı'nın açıklamasına göre kanun 31 Temmuz 2026 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlandı.
Böylece IBAN kullandırma nedeniyle yargılanan veya hüküm giymiş kişilerin dosyalarının yeni düzenleme bakımından değerlendirilmesinin hukuki zemini oluştu.
Kanunun Meclis'te Nasıl Değiştiğini Bilmek Neden Önemli?
Kanun yapım sürecinin bilinmesi yalnızca tarihsel bir merak değildir.
Bir hükmün hangi ihtiyaçtan doğduğunu bilmek, düzenlemenin amacını anlamaya yardımcı olabilir.
Bu dosyalarda özellikle şu ayrım önem taşıyor:
Suçu organize eden ve yöneten kişi ile yalnızca hesabını veya gerekli bilgileri veren kişinin rolü aynı mı?
Yeni düzenlemenin ortaya çıkışında tartışılan temel mesele de budur. TBMM'deki açıklamalarda düzenlemenin amacı, suçun asli failleri ile yalnızca hesap kullandırmak suretiyle iştirak eden kişiler arasındaki kusur ve haksızlık farkının ceza bakımından gözetilmesi olarak ifade edilmiştir.
Ancak bu amaç, tek başına belirli bir dosyada indirim uygulanacağı anlamına gelmez.
Dosyanız Açısından Asıl Bakılması Gerekenler
IBAN kullandırma nedeniyle soruşturma veya kovuşturma geçiren kişinin öncelikle şu soruların cevaplarını netleştirmesi gerekir:
- Hangi suçtan yargılanıyorum?
- İddianamede veya kararda hangi TCK maddesi uygulanıyor?
- Dolandırıcılık suçuna iştirak ettiğim nasıl kabul edilmiş?
- Benim fiilim gerçekten yalnızca hesap veya gerekli bilgileri vermekle mi sınırlı?
- Parayı ben çektim mi veya başka bir kişiye teslim ettim mi?
- Mağdurla iletişim kurduğuma ilişkin delil var mı?
- Dolandırıcılık organizasyonunda başka bir rolüm bulunduğu iddia ediliyor mu?
- Dosyam henüz devam ediyor mu, istinafta mı, temyizde mi, yoksa kesinleşmiş mi?
Bu soruların cevapları, yeni düzenlemenin dosyanız bakımından nasıl değerlendirilebileceğini anlamak açısından önemlidir.
Sonuç: “Kurtaran Madde” Ne Getirdi?
- Yargı Paketi'ndeki IBAN düzenlemesi, hesap kullandırma fiilini tamamen suç olmaktan çıkarmadı.
Getirilen sistemin temel özeti şudur:
Dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçuna iştirak eden kişinin katkısı, kanunda belirtilen hesap, ödeme aracı veya gerekli bilgileri başkasına verme fiiliyle sınırlı kalıyorsa, şartları oluştuğunda cezasında yarı oranında indirim uygulanabilir.
Bu nedenle düzenlemeyi değerlendirirken yalnızca “IBAN'ımı verdim” demek yeterli değildir.
Asıl soru:
“Dosyadaki rolüm gerçekten bununla mı sınırlıydı?”
sorusudur.
Bu sorunun cevabı ise iddianame, mahkeme kararı, banka hareketleri, mesajlaşmalar, iletişim kayıtları ve diğer deliller birlikte incelenerek ortaya konulmalıdır.
Bu yazı, 12. Yargı Paketi'ndeki IBAN düzenlemesinin Meclis'teki gelişim sürecini ve hukuki çerçevesini genel olarak açıklamak amacıyla hazırlanmıştır. Somut bir dosyada uygulanacak hukuki yol, dosyanın aşaması ve delillerin içeriğine göre ayrıca değerlendirilmelidir.