12. Yargı Paketi'ndeki IBAN Düzenlemesi Nasıl Ortaya Çıktı?
Kamuoyunda “IBAN düzenlemesi”, “IBAN mağdurları düzenlemesi” veya “IBAN kullandırma ceza indirimi” olarak bilinen yeni hüküm, 12. Yargı Paketi'nin ilk hâlinde yer almıyordu.
Düzenleme, kanun teklifinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki görüşmeleri sırasında gündeme geldi ve komisyon aşamasında verilen bir önergeyle metne eklendi. Sonrasında Genel Kurul'da kabul edilerek kanunlaştı.
Bugün yürürlükte olan düzenleme, dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçuna iştiraki yalnızca belirli banka hesabı, ödeme aracı veya bunların kullanımını sağlayan zorunlu bilgi ve araçların başkasına verilmesiyle sınırlı kalan kişiler bakımından cezanın yarı oranında indirilmesini öngörüyor.
Ancak bu düzenlemenin nasıl ortaya çıktığını anlamak için süreci başından itibaren incelemek gerekiyor.
Önce Sorunun Kendisine Bakalım: IBAN Kullandırmak Neden Bu Kadar Önemli?
Kamuoyunda “IBAN kiralama” olarak adlandırılan uygulamada bir kişi, kendi adına kayıtlı banka hesabını, banka kartını veya hesabın kullanılmasını sağlayan bilgileri başka bir kişinin kullanımına açabiliyor.
Özellikle dolandırıcılık olaylarında, mağdurdan alınan paranın farklı banka hesaplarına aktarılması amacıyla üçüncü kişilere ait hesaplar kullanılabiliyor.
Bu nedenle hesabını kullandıran kişinin dosyadaki rolü önem taşıyor.
Çünkü aynı olay içerisinde:
- Dolandırıcılığı planlayan,
- Mağdurla iletişim kuran,
- Mağduru kandıran,
- Paranın aktarılmasını veya çekilmesini organize eden,
- Sadece banka hesabını veya gerekli bilgileri veren
kişilerin eylemleri aynı olmayabilir.
Yeni düzenlemenin temelinde de bu farklılığın ceza miktarına yansıtılması düşüncesi bulunuyor. TBMM'deki açıklamalarda da yalnızca hesabını veya ödeme aracını kullandırarak suça iştirak eden kişiler ile suçun asli failleri arasındaki kusur ve haksızlık farkının gözetilmesi gerektiği ifade edildi.
12. Yargı Paketi İlk Hazırlandığında IBAN Düzenlemesi Var mıydı?
Hayır.
Ekli çalışmamızdaki kanun yapım süreci incelemesine göre, kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen teklif ilk hâliyle IBAN kullandırmaya ilişkin özel bir hüküm içermiyordu.
- Yargı Paketi yalnızca IBAN kullandırma konusundan oluşan bir düzenleme değildi.
Teklif içerisinde farklı hukuk alanlarını ilgilendiren çok sayıda düzenleme bulunuyordu. Amaç, yargı hizmetlerinin daha hızlı ve etkin yürütülmesine yönelik çeşitli değişiklikler yapmaktı.
Nitekim Adalet Bakanlığı'nın açıklamasına göre yürürlüğe giren paket 13 ayrı kanunda değişiklik yapan ve geçici maddeyle birlikte toplam 28 maddeden oluşan geniş kapsamlı bir düzenleme niteliğinde.
Dolayısıyla IBAN düzenlemesi, başlangıçta paketin ana başlıklarından biri olarak ortaya çıkmış değildi.
IBAN Düzenlemesi Meclis'te Nasıl Eklendi?
Asıl değişiklik, kanun teklifinin komisyon görüşmeleri sırasında gerçekleşti.
Teklif madde madde görüşülürken, kamuoyunda IBAN kullandırma nedeniyle yargılanan kişiler bakımından yaşanan sorunlar gündeme geldi.
TBMM'nin açıklamasına göre, komisyonda kabul edilen önergeyle TCK'nın nitelikli dolandırıcılığı düzenleyen 158. maddesine yeni bir fıkra eklenmesi öngörüldü.
Bu düzenlemeyle amaçlanan temel ayrım şuydu:
Dolandırıcılığı organize eden veya mağduru kandıran kişi ile yalnızca banka hesabını veya ödeme aracını kullandıran kişinin aynı şekilde cezalandırılmaması.
Ekli makalenin temelinde de bu nokta yer alıyor: düzenlemenin ortaya çıkışındaki ana tartışma, suçun asli failleri ile yalnızca hesap kullandırmakla sınırlı katkıda bulunan kişilerin aynı ceza rejimine tabi tutulmasının ölçülü olup olmadığı sorusuydu.
Düzenlemenin Arkasındaki Temel Gerekçe Neydi?
Düzenlemenin temelinde kusur ve haksızlık içeriği ile ceza arasındaki orantının sağlanması düşüncesi bulunuyor.
Örneğin bir dolandırıcılık organizasyonunu kuran kişi;
- mağdurlarla iletişim kurabilir,
- sahte yatırım veya satış senaryosu oluşturabilir,
- para transferlerini yönlendirebilir,
- elde edilen paranın dağıtımını organize edebilir.
Buna karşılık başka bir kişinin eylemi yalnızca kendi banka hesabını veya gerekli hesap bilgilerini vermekle sınırlı kalabilir.
TBMM'deki görüşmelerde, bu iki farklı rolün ceza bakımından aynı ağırlıkta değerlendirilmemesi gerektiği açıkça ifade edildi.
Bu nedenle yeni düzenleme, hesap kullandırmayı tamamen suç olmaktan çıkarmak yerine, belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde cezada özel bir indirim mekanizması oluşturdu.
IBAN Kullandırma Ayrı Bir Suç Hâline Getirildi mi?
Hayır.
Bu nokta özellikle önemlidir.
IBAN kullandırma fiili için tamamen ayrı ve bağımsız, daha hafif bir suç tipi oluşturulmadı.
Bunun yerine TCK'nın 158. maddesine eklenen düzenlemeyle, belirli şartları taşıyan iştirak hâlleri bakımından cezanın yarı oranında indirilmesi kabul edildi.
Dolayısıyla:
“IBAN kullandırmak artık suç değil.”
şeklindeki bir yorum doğru değildir.
Aynı şekilde:
“IBAN kullandıran herkesin cezası otomatik olarak yarıya iner.”
demek de doğru değildir.
Düzenlemenin uygulanabilmesi için kanunda belirtilen şartların somut olayda gerçekleşmesi gerekir.
Bağımsız Bir Suç Tipi Önerisi Neden Önemliydi?
Komisyon sürecinde tartışılan alternatiflerden biri, IBAN kullandırma fiilinin dolandırıcılık suçundan ayrılarak daha düşük ceza öngören bağımsız bir suç tipi olarak düzenlenmesiydi.
Ancak bu yaklaşım kabul edilmedi.
Bunun yerine mevcut dolandırıcılık sistemi korundu ve belirli bir iştirak biçimi için özel bir ceza indirimi getirildi.
Bu ayrım uygulamada son derece önemlidir.
Çünkü bugün dosyası bulunan bir kişinin değerlendirilmesi gereken temel meselelerden biri:
“Benim eylemim yeni düzenlemede belirtilen sınırlı iştirak kapsamında mı?”
sorusudur.
Yeni Düzenlemenin Bugünkü Hâli Ne Diyor?
Yürürlükteki düzenlemeye göre, dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçuna iştirakin;
- kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla,
- banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını,
- banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçları
başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması hâlinde cezada yarı oranında indirim uygulanıyor.
Buradaki en önemli ifade:
“Fiilin bununla sınırlı olmasıdır.”
Yani yalnızca hesap veya gerekli bilgilerin verilmesi ile bunun yanında gerçekleştirilen başka eylemler arasında hukuki açıdan önemli bir fark bulunabilir.
Hesabını Veren Herkes Yararlanabilir mi?
Hayır.
Düzenlemenin uygulanması otomatik değildir.
Örneğin hesabını veren kişinin;
- parayı bizzat çekmesi,
- parayı başka bir kişiye teslim etmesi,
- mağdurla iletişim kurması,
- dolandırıcılık organizasyonunda başka görevler üstlenmesi,
- para transferlerini yönlendirmesi
gibi ek eylemlerinin bulunması hâlinde, olayın yeni düzenlemenin kapsamına girip girmediği ayrıca değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla yalnızca:
“Ben hesabımı verdim.”
demek tek başına yeterli değildir.
Dosyanın tamamındaki deliller ve kişinin gerçek rolü incelenmelidir.
Bu Düzenleme Bir Af mı?
Hayır.
- Yargı Paketi kapsamında getirilen IBAN düzenlemesi bir genel af veya özel af düzenlemesi değildir.
Düzenleme, belirli şartları taşıyan iştirak hâllerinde ceza miktarını azaltan özel bir hüküm niteliğindedir. Adalet Bakanlığı da düzenlemeyi, yalnızca hesabını kullandırmak suretiyle dolandırıcılık suçuna iştirak eden kişiler bakımından yarı oranında indirim sağlayan bir düzenleme olarak açıklamıştır.
Bu nedenle:
“Kanun çıktı, herkesin cezası yarıya indi.”
şeklinde bir sonuç çıkarılamaz.
Her dosya kendi delilleri üzerinden değerlendirilmelidir.
Düzenlemenin Meclis'ten Geçmesi Ne Zaman Gerçekleşti?
Komisyon aşamasında eklenen düzenleme daha sonra Genel Kurul görüşmelerine taşındı.
Genel Kurul'da kabul edilmesinin ardından 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun yayımlandı ve yürürlüğe girdi.
Adalet Bakanlığı'nın açıklamasına göre kanun 31 Temmuz 2026 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlandı.
Böylece IBAN kullandırma nedeniyle yargılanan veya hüküm giymiş kişilerin dosyalarının yeni düzenleme bakımından değerlendirilmesinin hukuki zemini oluştu.
Kanunun Meclis'te Nasıl Değiştiğini Bilmek Neden Önemli?
Kanun yapım sürecinin bilinmesi yalnızca tarihsel bir merak değildir.
Bir hükmün hangi ihtiyaçtan doğduğunu bilmek, düzenlemenin amacını anlamaya yardımcı olabilir.
Bu dosyalarda özellikle şu ayrım önem taşıyor:
Suçu organize eden ve yöneten kişi ile yalnızca hesabını veya gerekli bilgileri veren kişinin rolü aynı mı?
Yeni düzenlemenin ortaya çıkışında tartışılan temel mesele de budur. TBMM'deki açıklamalarda düzenlemenin amacı, suçun asli failleri ile yalnızca hesap kullandırmak suretiyle iştirak eden kişiler arasındaki kusur ve haksızlık farkının ceza bakımından gözetilmesi olarak ifade edilmiştir.
Ancak bu amaç, tek başına belirli bir dosyada indirim uygulanacağı anlamına gelmez.
Dosyanız Açısından Asıl Bakılması Gerekenler
IBAN kullandırma nedeniyle soruşturma veya kovuşturma geçiren kişinin öncelikle şu soruların cevaplarını netleştirmesi gerekir:
- Hangi suçtan yargılanıyorum?
- İddianamede veya kararda hangi TCK maddesi uygulanıyor?
- Dolandırıcılık suçuna iştirak ettiğim nasıl kabul edilmiş?
- Benim fiilim gerçekten yalnızca hesap veya gerekli bilgileri vermekle mi sınırlı?
- Parayı ben çektim mi veya başka bir kişiye teslim ettim mi?
- Mağdurla iletişim kurduğuma ilişkin delil var mı?
- Dolandırıcılık organizasyonunda başka bir rolüm bulunduğu iddia ediliyor mu?
- Dosyam henüz devam ediyor mu, istinafta mı, temyizde mi, yoksa kesinleşmiş mi?
Bu soruların cevapları, yeni düzenlemenin dosyanız bakımından nasıl değerlendirilebileceğini anlamak açısından önemlidir.
Sonuç: “Kurtaran Madde” Ne Getirdi?
- Yargı Paketi'ndeki IBAN düzenlemesi, hesap kullandırma fiilini tamamen suç olmaktan çıkarmadı.
Getirilen sistemin temel özeti şudur:
Dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçuna iştirak eden kişinin katkısı, kanunda belirtilen hesap, ödeme aracı veya gerekli bilgileri başkasına verme fiiliyle sınırlı kalıyorsa, şartları oluştuğunda cezasında yarı oranında indirim uygulanabilir.
Bu nedenle düzenlemeyi değerlendirirken yalnızca “IBAN'ımı verdim” demek yeterli değildir.
Asıl soru:
“Dosyadaki rolüm gerçekten bununla mı sınırlıydı?”
sorusudur.
Bu sorunun cevabı ise iddianame, mahkeme kararı, banka hareketleri, mesajlaşmalar, iletişim kayıtları ve diğer deliller birlikte incelenerek ortaya konulmalıdır.
Bu yazı, 12. Yargı Paketi'ndeki IBAN düzenlemesinin Meclis'teki gelişim sürecini ve hukuki çerçevesini genel olarak açıklamak amacıyla hazırlanmıştır. Somut bir dosyada uygulanacak hukuki yol, dosyanın aşaması ve delillerin içeriğine göre ayrıca değerlendirilmelidir.